TOPLU TAŞIMA PAZARLIK MALZEMESİ DEĞİLDİR!

Geçtiğimiz aylarda, Ankara Büyükşehir Belediyesi toplu taşım sistemleri arasında aktarmayı daha etkili hale getirmek adına özel girişimcilerin işletmekte olduğu 199 adet otobüste Ankarakart kullanımını zorunlu hale getirmek istemiş ancak otobüsçülerin yoğun tepkisi ve pazarlığı ile karşılaşmıştır. Ankarakart sistemine geçilmesinin halihazırdaki kazancın azalmasına sebebiyet vereceği argümanı üzerinden Belediye üzerinde baskı kurulmaya çalışılmıştır. Devamında, Ankara Büyükşehir Belediyesi de EGO’nun zarar ettiğini belirterek ulaşımda zorunlu zam yaptığını açıklamış, ancak bu zamla özel otobüslerde Ankarakart kullanımı uygulamaya konulabilmiştir. Ankaralıların yaşantılarını önemli ölçüde etkileyen bu zam kararı sonrasında hem toplu taşıma sisteminin niteliğinin eleştirisinin, hem de içinde bulunduğumuz ekonomik kriz içinde toplumun sırtına binen mali yükün adaletinin sorgulaması gerekliliği açığa çıkmıştır.

Ankara’da toplu taşımada kamunun payı yıllar içinde azal(tıl)mıştır. Ankara’da 1930lu yıllar itibariyle başlayan kent içi yolcu taşıma hizmetlerinde banliyö, metro, ankaray ve belediye otobüslerine; 1959 yılında minibüsler, 1982 yılında özel halk otobüsleri ve 2008 yılında midibüsler eklemlenmiştir. Ankara’da özellikle 1980’li yıllar itibariyle belediyeler yeni araç alımları yapmayarak, özel halk otobüslerinin ulaşım sektöründeki payını arttırmıştır. 1980’li yıllardan itibaren özel toplu taşıma hizmeti sunan girişimciler öncelikle kent merkezlerinden başlayarak araç sayılarını artırmış, pazar paylarını hızla büyütmüş, diğer bir çok girişimi dışlamış ve giderek büyüyen pazara girişleri kısıtlamış; bu sayede kurumsallaşma rantları oluşturmaya başlamıştır. Piyasaya girdikleri günden bu yana kamu taşımacılığının en karlı hatları sırayla özel sektöre terkedilmiştir. Bugün büyüyen bu rant alanının piyasadaki karşılığı fahiş fiyatlarla yapılan plaka ve hat satışları ile emek sömürüsüne dayanan şoför kiralamaları olurken; toplumsal alanda karşılığı kalitesiz, güvenliksiz ve keyfiyete dayalı ulaşım olmuştur.

Yaklaşık 40 yıllık süreçte herhangi bir etkin denetime tabi olmayan özel otobüslere yıllar sonra gelen ve ulaşımda kolaylık sağlayacak bir yaptırımın faturası en sonunda yine topluma kesilmiştir. Sürekli zarar ettiğini söyleyen ve pazarlık gücü çok yüksek olan özel sektörün daha fazla kar isteğine boyun eğmek zorunda kalan Ankara Büyükşehir Belediyesinin yaklaşımı ulaşım zammı olarak halkın sırtına binmiştir.

Bu konudaki değerlendirmelerimiz ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden taleplerimiz şu şekildedir;

1-Ne yıllar içinde özel girişimcilere bilinçli şekilde terk edilen bir toplu taşıma sisteminin kurulmuş olması nedeniyle EGO’nun zarar etmesinin, ne de özel sektörün sürekli kar talebinin faturası halka kesilemez. Zamlar derhal geri çekilmelidir.

2-Yolcuların indi/bindi ve aktarma sayılarının kar hesabı yapmak için araçsallaştırılması yaklaşımı terk edilmeli; yolcuların talep ve beklentileri ön plana alınmalı ve tercih eden yolcular için aylık Ankarakart abone sistemi alternatifi üretilmelidir ve tüm ulaşım modlarında kullanılabilmesi sağlanmalıdır.

3-Ankara’da ulaşım hizmeti veren girişimcilerin tümünün beklediği karlılıkta bir taşıt işletmeciliği ile çağdaş bir başkent yaşantısına ulaşılması imkansızdır. Çağdaş kent sisteminin gerektirdiği hareketliliği sağlayabilecek bir toplu taşıma sistemi farklı zaman aralıklarıyla da olsa kentsel yaşamın canlı bulunduğu tüm saat dilimlerinde, kentin tüm bölgelerini kapsamalıdır. Bu ise bir kentte farklı zamanlarda ve hatlarda çalışan özel girişimcilerin kar odaklı hat tercihlerine ters düşmektedir. Dolayısıyla ancak bu kar-zarar dengesinin merkezi bir bütçe ile ayarlanması sonucunda toplum üzerindeki zam baskısı sona erebilecektir.

4-Ankara Büyükşehir Belediyesi kent içi ulaşım hizmetinin kamu hizmeti olarak üretilmesini sağlamalıdır. Kamu hizmeti üretimi için uzun vadeli çözüm, belediyenin bu alan özelinde kamu ihtiyacını doğru analiz ederek kendi öz kaynaklarını yaratmasından geçmektedir. Özel sektörün pazarlık malzemesi olarak kullandığı ulaşım hizmeti yerine, Belediye otobüs filolarını geliştirmeli ve ilgili personelleri kendi bünyesinde yetiştirmelidir.

5-Toplu ulaşımda kar-zarar dengesi yerine kamu yararı gözetilerek, birbirine entegre çalışabilen ve otobüs, metro ve bisiklet gibi birden fazla ulaşım biçimini kapsayan, modern bir ulaşım modeline geçilmesini talep ediyoruz.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi


Önceki Açıklama

Ankara`nın Başkent Oluşunun 96. Yılı Kutlu Olsun!

Sonraki Açıklama

TOKİ Tarafından Satışa Çıkarılan AOÇ Arazileri Hakkında Bilgilendirme

Son Basın Açıklamaları

Öğrenci Komisyonu

Türkiye genelinde öğrenim gören Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerinin Odamız bünyesinde faliyet göstermesi amacıyla 2009 yılında kurulmuştur.
Detaylar için tıklayınız...

MİSEM

Şehir ve Bölge Planlama alanında meslek içi eğitimler ve sınavlar Odaca oluşturulacak Meslek İçi Sürekli Eğitim Merkezi (MİSEM) tarafından gerçekleştirilmektedir.
Detaylar için tıklayınız...

Odaya Kayıt Ol

İlgili mevzuat gereğince mesleğimizi icra etmek isteyen bütün meslektaşlarımızın Odamıza üye olmaları gerekmektedir.

KAYIT OL

Yeni Yayınlar

AOÇ Hikayeleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017

Koruma Sempozyumu Genişletilmiş Bildiri Özetleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017