OKULLAR SAÇILIYOR, OKULLARIMIZ VE MAHALLELERİMİZ İÇİN TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR

2012 yılı başında ortaya atılan, okul alanlarını satmak, dönüşüme konu etmek, okulları kentin dışına çıkararak kentsel saçaklanmayı teşvik etmek gibi amaçlara hizmet edecek ve salt yapılı çevre üretecek Eğitim Yerleşkeleri (Kampüsleri) Projesi’nin Ankara’da ilk örneği, Keçiören ilçesi Bağlum köyünün güneyinde 2023 Nazım İmar Planı’nda “Ağaçlandırılacak-Orman Alanı”  işli olan alanda, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 17.01.2014 tarihli meclis kararı ile onaylanan Keçiören İlçesi, Ovacık Karakaya kd 969 ve 78 sayılı parsellere ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar plan değişikliği ile inşa edilmek istenmektedir.
Kentlerimizin, özellikle mahallerimizin en önemli öğelerinden biri olan eğitim alanları hakkında gerçekleştirilmek istenen Eğitim Kampusu Projesi okulların toplulaştırılmasını amaçlayan bir proje değildir. Bunu eğitimde niteliği arttırma, eğitim yapısı açığını kapatmak için geliştirildiğini düşünmek ve projeyi olumlamak mümkün değildir.
“Eğitim Yerleşkeleri” neye hizmet etmektedir?
Eğitim temel bir insanlık hakkıdır ve eğitime herkes tarafından en kolay yolla ulaşılması esastır. Mahallelerimizde okullarımızın çoğu zaman mahalle merkezinde yer alması tesadüfü değildir. Çünkü eğitim yapıları ile konut alanları hem sosyal çevre hem ulaşım açısından fiziksel ilişki bağlamında birbirinden bağımsız olarak düşünülemez. Bu nedenle sunulan Eğitim Yerleşkeleri Projesi’nde, okul alanları ile konut alanları ilişkisini irdelemek gerekmektedir.
Mahallenin mekânsal örüntüsünün tasarlanmasında ilkesel olarak eğitim yapılarının konumu, varlığı ve ilişki kurduğu yaşam alanları ile sosyal çevre ilişkisi önemsenir. Fakat Ankara kenti için yayılan kentsel alanları yeniden işlevlendirecek bu proje, süre gelen kentsel parçalanmışlığı örgütlemenin aksine mevcut dokuyu, okulların ve konutların ilişkisini yok edecektir. Mekânsal kurguyu/örüntüyü dönüştürmeyi hedefleyen yeni sorun alanları üretecek bu Eğitim Yerleşkeleri Projeleri meslek alanımız açısından yeni bir mücadele konusu olagelmiştir. Şehircilik öğretisinde birincil sayılabilecek olan “mahalle kurgusu” yapısı, kültürü ile bütünüyle yok edilmek istenilmektedir ve bunun sonucunda Türkiye toplumunun yaşadığı sosyal çöküntü daha da derinleşecektir.

Bu proje ilk aşamada sermayeye yeni inşaat yatırım alanları oluşturacaktır. Mevcutta hizmet verilen okullarımızın yıkılıp şehrin dışına eğitim yerleşkeleri yapılması kamu kaynaklarıyla inşaat sektörünün beslenmesi anlamı taşımaktadır.  Sermaye çoğaltımının kısır bir aracı olarak kullanılan inşaat sektörü için kent çeperlerinde eğitim kampüsleri adı altında şantiye sahaları yaratılacaktır. Arazi fiyatı yüksek mevcut okul alanları boşaltıldığında yoğunluk artırıcı planlama hamleleri ile bu alanların ekonomik değeri artırılacaktır. Daha sonrasında artan bu rant belirli çevrelere transfer edilecektir. Sermayeye büyük ölçekli projeleri için mülkiyet sorunu olmayan, bütüncül mekânlar olarak sunulacaktır yani kamusal mekânların kamu elinden koparılması süreci hızla devam edecektir.
Daha sonraki aşamada ise mekânsal ilişkilerin ölçeğinin genişlemesiyle ulaşım yeniden irdelenecek ve yol inşaatları, araç satışı gibi süreçlerde kazanan yine sermaye olacaktır.
Yoksul halkın sırtına çocuklarının okuyabilmesi için servis ücretleri gibi ekstra masraflar binecektir. Çocuklarımızın eğitim almak adına günlük kat ettikleri mesafeler onlarca kilometre artacak, uzun trafik süreleri sonunda oluşacak fiziksel yorgunlukla birlikte eğitim kalitesi tartışmasız düşecektir. 14-17 yaş grubundaki öğrencilerin bu yerleşkelere erişim hususunda yaşayacakları problemlerle birlikte tüketim amaçlı tasarlanan yerleşkelerde eğitimden kaynaklı uzun vadede psikolojik sorunlar yaşanması da olasıdır.
Mimari proje yarışmaları ile kamuoyu nezdinde kabul ettirilmeye çalışılan, Eğitim Yerleşkeleri Projeleri’ nin herhangi bir somut, bilimsel dayanağı yoktur. Kamunun sunması gereken temel hizmetlerin, sosyal altyapıların yetersizliği,  eğitim yapılarının diğer kentsel kullanımlarla ilişkisizliği, yapıların fiziksel bakımsızlığı ve niteliksizleştirilmesi de bu projenin meşruiyetini sağlamak adına izlenen bilinçli(!) bir politikadır.
Bir başka önemli husus Eğitim Yerleşkeleri Projeleri ile kamu elindeki mülklere el koymanın ölçeğinin değişmesidir. Kamu-özel ortaklığı modeli ile kamunun elindeki alanlar “eğitim”, “kamu yararı” adı altında özel kişi veya kurumlara tahsis edilecektir. Kamu – Özel ortaklığı modeli ile kamusal bir hizmet olan “Eğitim” adım adım özelleştirilmek istenilmektedir. Bu projenin gerçekleşmesi durumunda mevcut okulların geleceği de ayrıca sorunlu bir konu olarak karşımıza çıkacaktır. 5000 ile 10000 arasında değişen öğrenci kapasitesi için yapılacak dersliklerin yanı sıra sosyal donatı, ticaret ve altyapı yapıları ile genişçe bir kapsamda planlanıyor olması özel sektöre hizmet etmekle beraber, işletmenin de özel sektöre ait olması kamu hizmeti olan eğitim hizmetlerinin özelleştirilmesi projesinin de bir parçasıdır.

Bu süreç sonunda yaşadığımız mahalleler okulsuz, yeşil alansız, sürekli kapalı mekânlarla örülü hapishanelere dönerken, kapitalizm tarafından uzun vadede bir distopya ortaya konmaktadır; eğitim kampüsleri, sağlık kampüsleri, dağılan kent merkezi, AVM’ler, kamu kurumlarının kent içinde parçalanması… Kentlerimiz hızla insan ölçeğinden çıkmaktadır. Yaratılmak istenen toplum, özel aracıyla işine, okuluna gidip gelen, birbirleriyle iletişime geçecek alanları bulunmayan, özel araç sahibi olmayanın özürlü haline geldiği bir toplumdur.
Eğitim Yerleşkeleri Projesi’nin yaratacağı mülkiyet sorunu ve projenin kapsamı itibariyle tehlike olarak addettiğimiz meseleler, Keçiören İlçesi, Ovacık Karakaya kd 969 ve 78 sayılı parsellerde yapılmasının önü açılan plan değişikliğinde uç göstermiştir. Eğitim Yerleşkesi(Kampusu) yapılması planlanan alan 2023 Başkent Ankara Planında “Ağaçlık /Orman Alanı” kullanımında kalmaktadır. Plan Değişikliği kararı alanın teknik ve sosyal donatı dengesini bozar niteliktedir. Plan değişikliğinde adı geçen “Kamu-Özel Ortaklığı Modeli” olarak adlandırılan yapının tanımı yapılmamıştır. Üst ölçekli plan etüdleri ve kararlarınca bölgenin ihtiyacı olan okullar planda yer almış ve yeterli iken bu Proje’nin yapılma nedeni bilimsel gerekçelerden yoksundur; “Şehircilik Mesleki Etik ve İlkelerine”, kamu yararına aykırıdır.
Mesleki sorumluluğumuz gereği Odamız bu konuda hukuki süreci başlatmış ve 30.04 2014 tarihinde söz konusu Eğitim Yerleşkeleri Projesi’nin gerçekleştirilmesini esas alan meclis kararının iptali için dava açmıştır. Kentlerimizde kaliteli bir yaşam sürebilmek ve çocuklarımızın kilometrelerce yol kat etmeden eğitim almalarını sağlayabilmek için eğitim kampüsleri adı altında dayatılan rant projesinin bu ilk ayağına olduğu gibi bundan sonraki aşamalarına da gereken tepkiyi göstereceğimizi Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi

Önceki Açıklama

Afet mi Yoksa Yetersiz Altyapı mı?

Sonraki Açıklama

24 Saat Ulaşım Hizmeti Nasıl Olmalı?

Son Basın Açıklamaları

Öğrenci Komisyonu

Türkiye genelinde öğrenim gören Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerinin Odamız bünyesinde faliyet göstermesi amacıyla 2009 yılında kurulmuştur.
Detaylar için tıklayınız...

MİSEM

Şehir ve Bölge Planlama alanında meslek içi eğitimler ve sınavlar Odaca oluşturulacak Meslek İçi Sürekli Eğitim Merkezi (MİSEM) tarafından gerçekleştirilmektedir.
Detaylar için tıklayınız...

Odaya Kayıt Ol

İlgili mevzuat gereğince mesleğimizi icra etmek isteyen bütün meslektaşlarımızın Odamıza üye olmaları gerekmektedir.

KAYIT OL

Yeni Yayınlar

AOÇ Hikayeleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017

Koruma Sempozyumu Genişletilmiş Bildiri Özetleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017