İMRAHOR VADİSİ ANKARA’NIN BOĞAZI YA DA SERMAYENİN BAHÇESİ DEĞİL, DOĞAL YAŞAM KORİDORU OLMALIDIR.

“Kanal Ankara” projesi, denizi olmayan Ankara’ya boğaz getirme söylemleri ile ilk kez 2011 genel seçimlerinden önce dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gündeme getirilmiştir. Ankara‘nın çılgın projesi olarak duyurulan Kanal Ankara, 2014 yerel seçimleri sürecinde Melih Gökçek‘in vaatlerinden de birisi olmuştur. İmrahor Vadisi üzerinde turizm ve ticaret kullanımı ağırlıklı yapılaşmayı öngören imar planlarına karşı açtığımız 5 adet dava sonucunda planların bir kısmı iptal edilmiş, geri kalan davalar ise devam etmektedir. Melih Gökçek’in tartışmalı istifası öncesi 2017’de projenin ilk etabının ihalesi yapıldı. 89 milyon liralık teklifle İncekaya İnşaat ve Enam İnşaat Ortaklığı’nın aldığı ihale; Mustafa Tuna’nın Belediye Başkanlığı döneminde “harcamaların etkin, verimli ve kamu kaynağı israfına yol açmayacak şekilde kullanılması esas alınarak bu ihale kapsamında yapılacak harcamaların da daha öncelikli ve elzem projelere harcanması” gerekçesiyle iptal edildi.

Projenin rafa kalktığı düşünülürken, Mustafa Tuna projenin bir bütün halinde ihale edileceğini belirterek ihalenin iptal edildiğini duyurdu. Tuna, projenin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredildiğini ve bakanlığın projeyi TOKİ eliyle gerçekleştireceğini dile getirdi. Ekonomik krizin giderek derinleştiği ve gündelik hayatımızda daha çok hissedildiği bu günlerde, Ankara Büyükşehir Belediyesi için bir dönem israf olarak değerlendirilen proje, bir diğer kamu kurumu olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçişi sırasında aynı şekilde değerlendirilmemiştir. Projenin, Tuna’nın söylediğinin aksine TOKİ tarafından etaplara ayrılması ve sadece ilk etap için ihaleye çıkılması, projenin tepeden bir talimatla gerçekleştiğine ve rant bölüşümünün yeniden yapılıyor olduğuna işaret etmektedir.

Tüm bu sermaye odaklı hamleler arasında Kanal Ankara Projesi, millet bahçesi olarak yeniden gündeme gelmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla hayata geçirilmesi planlanan 17 ilde 28 millet bahçesi projesi kapsamında Ankara için düşünülen 2 millet bahçesinden biri Gölbaşı’na öngörülmüştür. Kanal Ankara Projesi’nin de İmrahor Vadisi, Eymir Gölü, Mogan Gölü ve Gölbaşı “Millet Bahçesi” alanlarını da kapsayacak şekilde kapsamı genişletilmiştir. 3 milyon metrekarelik alan; doğa, spor, kültür, ticaret, merkez, su ve macera bölgeleri olmak üzere 7 etaba ayrılmıştır. Bugün gelinen noktada, Gölbaşı Millet Bahçesi ile birleştirilen Kanal Ankara’nın 1. Etap olarak anılan altyapı, çevre düzenlemesi ve sosyal donatıların inşası işleri için TOKİ 18 Şubat 2019 Pazartesi günü ihaleye çıkacaktır.

Bu durum göstermektedir ki; özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük metropollerde yerel yönetimlerin seçim propagandalarında yer alacak projeler üzerinde sermayenin ve onu besleyen merkezi yönetimin büyük baskısı söz konusudur. Kanal Ankara örneğinde yaşanan süreç de bu baskının bir sonucu olarak değerlendirilmektedir.

Son geldiği şekli ile Kanal Ankara / Millet Bahçesi projesi aşağıdaki yönlerden değerlendirilebilir:

  • Ekolojik: İmrahor Vadisi, İncesu Vadisi ile başlayan Eymir ve Mogan göllerini içine alarak, Tuz Gölü’ne kadar uzanan bir vadiler sisteminin önemli bir parçasıdır. İmrahor doğal bir su havzası ve hava koridorudur. Hiçbir biçimde yapılaşmaya konu edilmeden korunmalıdır.
  • Mekânsal: Kamu mülkiyetindeki kentsel alanlar, rekreatif ve sosyo-kültürel ihtiyaçlara hizmet etmek yerine bu alanları satışa çıkaran bir anlayışla rant devşirmek üzere araçsallaştırılmaktadır. Kamusal doğal alanların konumu itibariyle etrafındaki lüks konut projelerine manzara olarak hizmet vermesi sağlanarak yalnızca bir kesime yönelik planlanmakta, yeni konut projeleri için de teşvik unsuru haline getirilmektedir.
  • İdeolojik: Mevcut merkezi yönetim ve Ankara yerel yönetimi; mekânsal olarak yaptığı bütün müdahalelerde kendi ideolojik anlayışlarını hayata geçirmektedir. Bu yönüyle millet bahçesi projeleri de ideolojiden tamamıyla bağımsız biçimde, salt yeşil alanlar olarak düşünülemez. Ankara’da Cumhuriyetin en önemli açık alanı olan Atatürk Orman Çiftliğine hukuksuz biçimde Ankapark ve Kaçak Saray gibi yapılaşmalar getiren bir zihniyetin, toplumun her kesiminin taleplerini karşılayan bir açık alan üretme girişimi samimiyetten uzaktır.

Ankara’nın korunması gereken ve hiçbir biçimde yapılaşmaya konu edilmemesi gereken doğal değerlerini barındıran İmrahor Vadisi üzerinde gerçekleştirilmesi amaçlanan bu oyunların ilk etabı, yerel yönetim seçimleri öncesi “millet bahçesi” kisvesiyle apar topar ihaleye çıkarılmaktadır. Ankara’nın doğal değerlerinin korunması için mücadeleye devam edeceğimizi ve bu sürecin de takipçisi olmayı sürdüreceğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi

Önceki Açıklama

ŞPO Ankara Şube 8. Dönem Yönetim Kurulu Üyelerimizin Yanındayız TMMOB Yüksek Onur Kurulu Kararını Kınıyoruz

Sonraki Açıklama

Ankara’da Öncelik Gerçekten Yayanın mı? Yoksa Motorlu Taşıtların mı?

Son Basın Açıklamaları

Öğrenci Komisyonu

Türkiye genelinde öğrenim gören Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerinin Odamız bünyesinde faliyet göstermesi amacıyla 2009 yılında kurulmuştur.
Detaylar için tıklayınız...

MİSEM

Şehir ve Bölge Planlama alanında meslek içi eğitimler ve sınavlar Odaca oluşturulacak Meslek İçi Sürekli Eğitim Merkezi (MİSEM) tarafından gerçekleştirilmektedir.
Detaylar için tıklayınız...

Odaya Kayıt Ol

İlgili mevzuat gereğince mesleğimizi icra etmek isteyen bütün meslektaşlarımızın Odamıza üye olmaları gerekmektedir.

KAYIT OL

Yeni Yayınlar

AOÇ Hikayeleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017

Koruma Sempozyumu Genişletilmiş Bildiri Özetleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017