ARAMIZDAN AYRILIŞININ 17. YILINDA PROF. DR. RACİ BADEMLİ HOCAMIZA DAİR: "BARIŞA HİZMET"

Raci Bademli`nin on yedi yıl önce aramızdan ayrılmasıyla büyük bir boşluk oluştu. Böyle boşlukları doldurmak mümkün olabilir mi? Onu tanıyan tanımayan ve fakat ondan çok yararlanmış olan hepimizin çalışmasıyla olabilir. Üretim boşluklarının tamamlanmasından çok aktarım boşluklarının tamamlanması düzeyinde bir çaba ile en azından… Onunla ilgili her merak bir keşifle sonuçlanır. Derinleşildikçe besleyen bir ilham kaynağıdır. Etkili ve eskimeyen ilkeleri hafızamdaki her yolculuğunda yeni alanlar aydınlatıp, geleceğin gereksinimleri ile Onun devingen çözümleri arasında bağlar kurmamı sağlıyor, sağlamaya devam edecek. Bunu Ona borçlu olan herkes yapabilir.

Hem ne kadar erken vazgeçerse bir usta aramızda cismen olmaktan, onu yaşatma sorumluluğumuz o kadar büyüyor. Ki bu yaşatma, bir fotoğraf karesi gibi duran geçmişi yad etmek değil, bütün bir duruşta düşünüşte ve emekte geleceğin hangi mesajlarını taşıdığını bulup çıkartma eylemi…

Bu ayrılığın barış içinde bir dünya görevimizi hatırlatan Dünya Barış Günü`nde olmasını, o son güne kadar Gelibolu Barış Parkı için verdiği uğraşı ve arayışı her yıl yeniden anlamaya çalışmaya sebep sayıyorum.

Eğitim görevlerinin yanı sıra 90`lı yılların ikinci yarısında yürüttüğü ve her zaman olduğu gibi sonrasında da kopamadığı bu son proje çalışmasında, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkında bir Barış Üst Kimliğine ulaşılması hedeflenmişti. Bunun uluslararası bir fikir ve tasarım yarışması yoluyla belirlenmesi için her zaman olduğu gibi eşsiz bir süreç tasarladı. Mevzuattaki dayanakların ötesine geçmeyi gerektirecek, planlama tarihimizde benzeri bulunmayan bir Uzun Devreli Gelişme Planı (UDGP) hazırlıklarını da eşzamanlı başlatmış oldu.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ve Çanakkale Muharebelerine ilişkin olarak; araştırma, sorunsala uygun bilgi belge derleme, amaca uygun veri toplama, sorun ve olanakları buna göre tanımlama süreçleri ile yasal, yönetsel ve fiziksel çözümlerin üretilmesi süreçlerini bir yarışma belgesi oluşturmanın önüne koydu.

1997-1998 yıllarında yapılan yarışma öncesinde ve sonrasında uzun, yoğun, kendi kendini yenilemenin açık kodlarını da kendi içinde tanımlayan bir çalışma gerçekleştirdi. Serinkanlı ve uzun vadeli düşünmek, yeni bir ufuk, yenilenmiş, bir plan-program-proje çerçevesi ile gelişmiş̧ bir alan yönetim anlayışı içinde konuya yaklaşmak gerektiğini savunuyordu. Uzman yol arkadaşları, genç meslektaşları ve öğrencilerinden oluşan değerli bir ekibin katkılarıyla binlerce sayfa döküm, strateji ve planlama belgesi üretti. Bu disiplinlerarası çalışmanın her aşamasında daha önce birlikte değerlendirilmemiş büyük hacimde bilgi, emek yoğun biçimde derlendi ve işlendi. Ayrıca, sergileme, ders gibi farklı sunum ve anlatım biçimlerine destek vermek üzere bunların, güncellenmeye açık elektronik ortamlarda hazırlanmasını sağladı.

Eşsiz bir tarih, kültür ve doğa hazinesi olarak gördüğü parkın kaynak değerleri bir katalogda toplandı. Yarışmaya esas olacak sorunsalı, şartnameyi ve haritaları buna göre hazırladı. Kitap, katalog, altlık haritalar, tanıtım filmi ve slaytlardan oluşan ve Uluslararası Mimarlar Birliği tarafından onaylanan dev bir yarışma dosyasıydı bu. Fikir ve tasarım kapsamı ile uluslararası niteliği açısından da ilk kez yaşanacak bir yarışma deneyimi…

Yarışma, dar anlamda bir meslek alanınca hazırlanacak bir proje arayışında değildi. Yarışmanın amacı, tüm bu disiplinleri birleştirecek, ancak teker teker hepsinin de ötesine geçebilecek bir ana (barış̧) fikir ve/veya anlayışı ile (koruma, onarma) yaklaşımı belirlemek; gerçekçi/uygulanabilir ve sürdürülebilir bir plan-program-proje çerçevesi elde etmekti (Raci Bademli, Gelibolu Barış Parkı Yarışmasının Ardından, Mimarlık Dergisi 283, 1998).

Gelibolu Yarımadasında veya Milli Park içerisinde bir parkın değil, yarımadanın tamamının barışa adanması esas alınmıştı. Özgün yarışma kurgusu içerisinde Teknik Komite ve Uluslararası Jürinin bu fikri süzüp berraklaştırmak, anlaşılır kılmak, mekana nasıl yansıtılabileceği konusunu ilgiyle çalışmak, tartışmak ve yüzlerce katılımcının eserlerini büyük bir titizlikle inceleyip, hassasiyetle yorumlamak konusundaki başarısı da bu esası sağlamlaştırmıştır.

Birinci seçilen proje Park‘ın doğal, arkeolojik, tarihi ve toplumsal değerlerine saygıyla yaklaşmakta; mevcut değerlere yenilerini eklemek yerine varolan değerleri sergilemek, yanlışları düzeltmek, bozukları onarmak endişesi içinde, noktasal ve parçalı (kolay uygulanabilir ve sürdürülebilir, yani gerçekçi) ama son derece kısıtlı, iyi düşünülmüş ve kaliteli müdahaleler önermektedir. Proje‘de öngörülen tarih ve barış anlayışı “birey”den yola çıkmakta; “bireysel” algı, bilgi ve bilinç çerçevesi içinde “toplumu” hedef almaktadır. Böylece, “doğa”, “tarih” ve “barış”ın toplumsal ve anıtsal yorumları değil, bireysel keşif, bilgi, bilinç ve yorum ile “insan ölçeği” ön plana çıkmaktadır. Norveçli mimarlar “barış”ı, bireyin “iç huzuru (peace of mind)” olarak görmektedir. Proje, Park‘ın “huzuru”nu bozan ruhsatsız yapılaşmalar, balık üretme tesisleri, Boğaz Köprüsü ve bağlantı yolları projesi ve tanımlanacak bölgeler dışında yeni yapılaşma taleplerine karşı çıkarken; Park‘taki doğal değerlerin korunması ve kullanımı (yani, koruma alanları ile tarım/ormancılık/hayvancılık için ayrılan alanlar) arasında net ve gerçekçi bir denge öngörmekte; Park‘ta yaşayan 10.000 kişinin Park‘a zarar vermeden ama ondan yararlanarak zenginleşmelerine (yani Park‘ta yaşayanların, Park‘ın gerçek anlamda bekçileri olabilmelerine) fırsat veren bir yaklaşım sergilenmektedir (Raci Bademli, Gelibolu Barış Parkı Yarışmasının Ardından, Mimarlık Dergisi 283, 1998).

O günlerde Orman Bakanlığı sorumluğundan, bugünlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumluluğuna devredilen ve Milli Park statüsünden de çıkarılan Gelibolu Tarihi Milli Parkının nereye bağlı olacağı sorusundan önce, tarihi doğal ve arkeolojik sitler ve kültürel değerler barındıran alanın, tüm ilgili unsurların görev yetki ve sorumluluklarının aynı çatı altında tanımlandığı özel yönetim modelinin nasıl kurulacağı sorusu gelmeliydi. Güçlü Park İdaresi ısrarı ve Alan Yönetimi kavramı bu ihtiyaçtan doğdu.

Yarışmanın sonuçlanmasının ardından, hazırlıkları yarışma öncesi yapılan çalışmaların ürünlere dönüştüğü UDGP süreci başlatıldı. O zamana kadarki çalışmalar güven vermiş, o zamanın yönetim iradesi bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmişti.

1999-2003 yılları arasında üretilen çalışmalar, çalışmanın sebebini ve bağını oluşturan 97-98 yarışması öncesinde yürütülen aşamaların hem sonucu hem benzer düzeyde bir yöntem ile sürdürülebilmesinin pusulasıdır. Politikalardan (tutumlardan), “programlara” (tematik ya da alansal); tematik ya da alansal programlardan, “ana planlara”; ana planlardan “eylem planlarına”; eylem planlarından, “proje paketlerine”; proje yönetim basamağında ise proje paketlerinden “kavram projelere”, kavram projelerden “uygulama projelerine” ve son olarak “proje uygulamasına” nasıl geçileceğini gösterir.

Uzun Devreli Gelişme Planı çok genel olarak; yüzlerce alt seti bulunan temel raporlar, alt metinlerle desteklenen hükümler ve alt çizimlerle desteklenen plandan oluşmaktadır:

Tespitler ve Değerlendirmeler, kapsamıyla ve yöntemiyle özgündür. Bu rapor, Tarihi Milli Parkın; Tarihi, Arkeolojisi ve Doğası açısından nasıl bir miras üzerinde çalışıldığını, Toplumsal Yapı, Yerleşme Yapısı, Ulaşım, Teknik Altyapı ve Yönetim Altyapısı hakkında gerekli verileri ortaya koymaktadır. Bunlar üzerinden Bileşik Tespitler ve Mekansal Yorumlara ulaşmaktadır. Son olarak Sorunlar Olanaklar Envanterini, Haritasını ve Matrisini sunar.

Esaslar ve Tutumlar, planlama yöntemi ve terminolojisinde yeni bir dönem açar. Bu rapor, Tarihi Milli Parkın; planlama tarihçesini ve UDGP`nin yeni planlama anlayışını, yasal dayanaklarını, ufkunu, hedefini ve ögelerini, paydaşlarını, sahiplerini ve uygulama sorumluluklarını ortaya koymaktadır. TMP bütünü itibariyle Esaslar ve TMP parçaları itibariyle Tutumlar belirlenmektedir. Bütünde Esaslar; sektör/konu/temalar itibariyle siyasaların oluşturulmasıdır. Parçada Tutumlar; program alanları itibariyle stratejilerin oluşturulmasıdır.

UDGP Hükümleri, genel hükümlerin yanı sıra, esaslar ve tutumlar listesini de içeren bir yol göstericidir.

Plan belgesi kararların gerektirdiği çok çeşitli ölçeklerde çalışılmış ve sunulmuş olmakla birlikte, hüküm, esas ve tutumlar 1/25.000 ölçekli bir plan belgesinde bütünleştirilir.

Bu eylemli (pro-aktif) planlama çalışmalarının tamamı ile, a)”Barış” düşüncesi, b) tarih, kültür ve doğa miraslarının “korunması”, c) korumanın esas olacağı “sürdürülebilir yerel toplumsal kalkınma” kavramları birbiriyle ilişkili olarak gündeme getirilir ve hayata geçirilmesi için operasyonel terimler ve işlevsel enstrümanlar üretilir. (UDGP; 2003 yılında yürürlüğe girmiş, 2013`de revize edilmiştir.)

Raci Bademli önce plan belgesini değil onu üretecek süreçleri çalışır. Görselleştirilmiş ve fiziksel kararları da içeren bir bütüne ise bu çalışmanın damıtılması sonucunda ulaşır. Bu nedenle ortaya koyduğu karar ve hükümlerden emin olsa gerektir. Buna rağmen her plan belgesinin bir sonraki ayrıntı çalışmanın çerçevesi olarak görülmesini ister. Alışılagelmiş anlayıştaki işveren/muhatap profilinin talep edeceği ilk ve tek belgenin bu olmasından ise kaygı duyar. Kendisiyle çalışanlar bunu bilir. Ulus Tarihi Kent Merkezi Planlama Projesinde, Ankara Kalesi, Gaziantep Alleben Deresi gibi koruma esaslı yarışma projelerinde birlikte çalışma şansım oldu. Gelibolu Barış Parkı çalışmalarında ne yazık ki bulunamadım ama 2004-2005 tarihleri arasında UDGP uyarınca Ana Planların hazırlanmasına ilişkin olarak, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Proje Danışmanlık ve Kontrollük Hizmetleri işini yürüten ofisinde Yiğit Gülöksüz`ün beni davet ettiğinde söylediği gibi “Raci hoca”dan öğrendiklerime karşılık onun yönetmiş olduğu bu projenin bir aşamasında çalışma ve öğrenme fırsatım yine olacaktı. Ona göre uygulama, çizerek ulaşılan basmakalıp belge üzerinden değil kendine özgü nitelik ve ölçeğin hak ettiği tespit ve tutumla gerçekleşecektir. Mükemmelliği aradığından değil… Ayrıca uygulama, zamanın bir yerinde bir hamlede yapılacak bir iş olmadığından, sonuçlandı sanılan iş; bir sonraki işin başlangıç gerekçelerini ve revizyon kurallarını öğrenmemizi sağlayan bir kılavuzdur. Mevcut anlayışlarımızı altüst eden; böyle bünyeden, doğurgan ve dinamik planlama pratiklerinin ardından teorilerine ilişkin sürprizler de hazırlıyordu kuşkusuz… Bir gün o sürprizin bizi bulacağına inanıyorum.

Raporlarda ifade ettiği gibi, sonuç yerine süreç vurgulu bir planlama anlayışı, mekan ve işlev vurgulu fiziksel planlama yerine toplum ve mekan vurgulu sürdürülebilir koruma/kalkınma planlaması yaklaşımı, tepeden inmeci ve belirsiz/bulutumsu planlama yöntemleri yerine müzakereci/katılımcı ve net/açık planlama yöntemleri, aktif bir planlama tutumu sergilemiştir.

Üzerine aldığı işten daha fazlasını taahhüt eder, ondan da fazlasını yapardı. Karşılığı var mıydı? Barışa ve kamuya hizmet etmenin, genç nesillere faydalı olmanın onuru… Başka bir karşılık için çalıştığını hatırlamıyorum.

Gelibolu Tarihi Milli Parkı, 1997 yılında Birleşmiş̧ Milletler Dünya Koruma Örgütü̈ tarafından (IUCN) “Korunan Alanlar” listesine alınmıştı. Birinci Dünya Savaşı`nın başlamasının 100. yılı olan 2014 yılında, Gelibolu Yarımadası, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Dünya Kültürel Mirası Listesi”ne önerilmiş̧, “Çanakkale ve Gelibolu 1. Dünya Savası Alanları” başlığı ile UNESCO tarafından “Dünya Kültürel Miras Geçici Listesi”ne kabul edilmiştir.

Her yıl dünyanın en uzak yerlerinden atalarının anıları ile bütünleşip saygı sunmak üzere gelen ziyaretçilerin uluslararası önemde bir mekana dönüştürdüğü bu alana, tarihteki ortak ve başarılı bir mücadeleden karşılıklı anlayış ve çeşitlilik içinde birlik umudunu yükselten bir barış alanı olarak yaklaşıldığı sürece insanlığa önemli fırsatlar sunacaktır.

Gelibolu için oluşturulup kamuoyuyla paylaşılan ilk dokümandan itibaren kullanılan bir logo var. Kırmızı bir hat ile birleşen siyah ve beyaz üçgenlerin oluşturdu kare… UDGP külliyatının bir yerlerinde bunun tasarım öyküsü de vardır belki… Raci Bademli`nin Gelibolu ve Barış fikrini yalnızca bu kimlik tasarımı üzerinden dahi okumaktan, bu istisnai alan hakkındaki kronolojik akışa, yarışma ile elde edilen projenin hayata geçip geçmeme macerasından, Gelibolu yarımadası ile ilgili kurumsal tutum ve performansa, yasal düzenlemelerin alan idaresi konusundaki başarısından, uluslararası ilgililerin/gözlemcilerin, merkezi ve yerel yönetimlerin güncel yaklaşımına, yerel halkın neler yaşadığına, uzun devreli gelişme planının kendi sürecinden, o gün bugündür yapılan diğer çalışmalara, uygulamalara, açılan yarışmalara, gerçekleştirilen projelere değin merak edilecek, takipçisi olunacak çok konu var.

Planlama çalışmalarında neden ve nasıl sorularının pek çok yanıtı bulunan Barış Üst Kimliğine dair aşağıdaki alıntı, barış fikriyle de barışmamız için anahtar niteliktedir:

UDGP çalışmaları TMP`taki mevcut anlam ve kimlik çoğulluğunu (çokluğunu) tanıtmak ve saygınlaştırmak; bunu, barışın anlamını evrensel bir kimlik olarak kurgulayarak sağlamayı hedef almaktadır. Bu benzersiz alan, yalnızca bir ulus ya da uluslar kümesi tarafından değil, tüm insanlık tarafından paylaşılan niteliklerle ilişkilendirilmek durumundadır. Kuşkusuz, tüm zamanlar dahil olmak üzere, insanlık için en önemli şeyler yaşam, sevgi, hoşgörü, uyum ve barıştır. Ancak, şu anda TMP‘ın savaşla ilgili alt-kimliği esas ilgi noktası konumundadır. Bu ele alınması gereken ilk ve en kapsamlı konudur. Tarihi, doğal, arkeolojik, kültürel ve beşeri niteliklerin zengin karışımı, ve bunlarla ilişkili olan farklı anlamlar, fikirler, kavramlar, imgeler ve duygular, diğer bir deyişle TMP‘ın diğer alt-kimlikleri de, değerlendirilmek durumundadır. TMP yalnızca savaş alanlarına indirgenemez. Farklı boyutları ve küresel anlamları araştırılıp ortaya çıkartılmak durumundadır. Bir başka deyişle, TMP`ın muharebelerle ilgili yönleri önemlidir, ancak bu hususlar diğer alt-kimlikleri de açığa çıkaracak şekilde dengelenmelidir. TMP‘ın üstün gelen ve dönüşen bir üst-kimliğe gereksinimi vardır. Bilindiği üzere bu üst-kimlik “barış”tır.

Bu bereketli coğrafyada, bu ihtişamlı kültürün sunduğu barışçı yanıtları görmemizi sağlayan Raci Bademli hatırası önünde tekrar saygıyla eğiliyorum. Yanıtlar; tüketen-edilgen varlıklar olmamızın karşısında nasıl duracağımıza dair… Ekolojiyi bozmadan, genetikle oynamadan, değerleri kaybetmeden, bünyeden…

Funda Erkal
İzmir, Eylül 2020

Önceki Haber

Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve İller Bankası Binası'nın Tescili

Sonraki Haber

TMMOB Ankara İkk: Saraçoğlu Mahallesi Hepimizin!

Son Şube Haberleri

Öğrenci Komisyonu

Türkiye genelinde öğrenim gören Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerinin Odamız bünyesinde faliyet göstermesi amacıyla 2009 yılında kurulmuştur.
Detaylar için tıklayınız...

MİSEM

Şehir ve Bölge Planlama alanında meslek içi eğitimler ve sınavlar Odaca oluşturulacak Meslek İçi Sürekli Eğitim Merkezi (MİSEM) tarafından gerçekleştirilmektedir.
Detaylar için tıklayınız...

Odaya Kayıt Ol

İlgili mevzuat gereğince mesleğimizi icra etmek isteyen bütün meslektaşlarımızın Odamıza üye olmaları gerekmektedir.

KAYIT OL

Yeni Yayınlar

AOÇ Hikayeleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017

Koruma Sempozyumu Genişletilmiş Bildiri Özetleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017