ANKARA’DA SALGININ BÜYÜMESİNDE SUÇLU ANKARA HALKI DEĞİL, İKTİDARIN YANLIŞ POLİTİKALARIDIR!

Koronavirüs salgını ile ilgili olarak uygulanan yanlış politikalar ve yetersiz önlemler neticesinde, salgın tüm ülke genelinde yükselişe geçmiştir. Vaka sayısındaki artış oranları içerisinde Ankara diğer bütün büyük kentleri ve hatta İstanbul`u dahi geride bırakmıştır. Sürecin başından beri kamuoyunda resmi verilerin güvenilir olmadığı şüphesi varken, gelinen noktada paylaşılan verilerin artık doğru olmadığı bilinen bir gerçeklik halini almıştır. Bunun yanında Mayıs ayından itibaren devlet tedbirlerinin esnetilmeye başlaması ve 1 Haziran sonrasında tamamen ortadan kaldırılmasıyla; hükümet pandemi ile mücadele sürecinden kendisini geri çekerek tüm sorumluluğu toplumun ve bireylerin üzerine yüklemiştir. Ancak merkezi politikalar ile kontrollü ve sistematik olarak yürütülmesi gereken salgın ile mücadele süreci, iktidarın piyasa merkezli ekonomi politikaları sonucunda içinden çıkılamaz bir toplumsal krize doğru ilerlemektedir.

Ankara`daki vaka yoğunluğunun sebebine yönelik yetkili merciler tarafından güvenilir ve gerçekçi hiçbir açıklama yapılmamıştır. Ankara`daki bu hızlı artışın gerekçeleri olarak yapılan düğünler, etkinlikler, tatil bölgelerinden dönenler, civar illerden gelen yüksek sayıdaki hasta sayısı ve kamu çalışanlarının yoğun olması gibi nedenler öne sürülmektedir. Bugüne kadar uygulanan politikalardan, alınan yetersiz önlemlerden, güvencesiz iş ve ağırlaşan yaşam koşullarından, toplumun her kesimine eşit dağıtılmayan kamu hizmetlerinden hiç bahsedilmeden Ankaralılar ve başkentte bulunan sağlık hizmetlerinden yararlanmaya çalışan tüm yurttaşlar adeta salgının sorumluları gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Ankara özelinde gerekçe olarak öne sürülen durumların çoğu diğer bütün büyükşehirlerde çok daha yoğun biçimde yaşanmaktadır. Ankara ilinin nasıl Antalya ve İzmir gibi yurtiçi ve yurtdışı turist çeken bölgelerden daha yüksek vaka sayısına sahip olabileceği açıklanmamaktadır. Bunun ötesinde turizm sektörü canlı kalsın diye tatil kredileri dağıtanlar, turizm sezonun sonlanmasıyla birlikte tatile gidenleri kusurlu göstermeye başlamıştır. Şehirler arası hareketliliklere ilişkin kısıtlamalar herhangi bir kriter veya önceliğe bakmadan tümden kaldırılırken, Ankara halkının civar illerle komşuluk ilişkilerinin salgına sebep olduğunu ileri sürmek, asıl sorumluları sorumluluklarından kurtarma gayretidir. Toplumun güvenliğini sağlamada iktidarın sorumluluğu en üst seviyedeyken dönüp Ankara halkını sorumlu ilan etmek, yapılan yanlış uygulamaları gizlemeye yönelik nafile bir çabadan başka bir şey değildir.

Bu noktaya gelinmesinin en önemli sebebi insan hayatı yerine ekonomiyi ve varsıl kesimleri önceleyen iktidar politikalarıdır. Sömürünün devam etmesi, derinleşmesi ve ekonominin ayakta kalması için iktidar tüm kamu araçlarını ve kaynaklarını büyük sermayedarlar lehine kullanmaya devam etmektedir. Bunun en bariz örneklerinden birisi pandemi tedbirlerini kaldırdıktan hemen sonra, devlet bankaları tarafından sunulan düşük faizli konut kredileridir. Kamu kaynaklarını salgın ile mücadelede ve küçük işletmelerin ayakta kalmasını sağlamak amacıyla kullanmak yerine, hükümet bu kaynakları yine inşaat sektörünün sermayedarlarına aktarmayı tercih etmiştir. Bugün işyerlerinde, AVM`lerde, fabrikalarda gerçek anlamda kapsamlı önlemler alınmamış, gerekli kamu desteği ve denetimi sağlanmamıştır. Kamu çalışanlarının en yoğun şekilde bulunduğu Ankara ilinde meslektaşlarımızın da içerisinde bulunduğu birçok kamu kurumu hala esnek çalışma modeline etkin şekilde geçmiş değildir. Cumhurbaşkanlığı genelgesi olmasına rağmen idareci bürokratların birçok kamu kurumunda tam zamanlı çalışmaya devam etmeyi sürdürmesi, alınan önlemlerin göstermelik olduğunu ortaya koymaktadır.

Salgın yayılmaya devam ederken, düğünlere ve bayramlara suç atan iktidar tarafından Ayasofya`da toplu “açılış” yapılmış, Giresun`da miting düzenlenmiş, lise ve üniversite giriş sınavları ile Kamu Personeli Seçme Sınavı yapılmış, üstelik korona hastası veya temaslısı adaylara gözetmenlik yapan görevlilere dahi bilgi verilmemiş, önlem alınmamıştır. Düğünlerin tamamen yasaklanmasından sonra bile yandaşlarının binlerce insanı bir araya getirerek yaptığı düğünlere hiçbir şekilde müdahale edilmemiştir. Toplu taşıma ve mesai saatlerine ilişkin ciddi hiçbir düzenleme yapılmamıştır.

Ankara Sıhhiye hastaneler bölgesindeki yıllardır sağlık hizmeti veren önemli kamu hastaneleri, bütün duyarlı kamuoyunun ve uzmanların itirazına rağmen kapatılmış, Ankaralılar Bilkent Şehir Hastanesine mahkum edilmiştir. Şehir Hastanesi önemli miktarda kamu kaynağının harcanmasına yol açtığı gibi, halkın sağlık hizmetlerine kolay erişememesine de neden olmuştur. Diğer taraftan Ankara`da salgın sürecinde hasta bakımı ve izolasyonunda yanlış uygulamalar izlenmekte, sağlık personeli yetersizliği nedeniyle refakatçiler alınmaktadır. Semptomları ağır olmayan hastalar eve gönderilmekte, evde tedavi gören hastalar veya yakınları ise ilaçları eczaneye bizzat giderek almak durumunda kalmaktadır.

Özünde kentsel yaşamın gündelik kurgusu ile doğrudan ilişkili Covid 19 salgınında “kar hırsından ödün vermeyen” politikalar uygulayan iktidar geniş katılımlı, insan hayatını, halk sağlığını ve kamu yararını önceleyen hiçbir çevreyle diyaloğa girmemiş, toplumsal muhalefetin bütün söylemlerini göz ardı etmiştir.

Aşağıdaki somut önerileri kamuoyuyla paylaşmayı uygun görüyoruz ve ilgili tüm tarafları Ankara halkının sağlığı için birlikte çalışmaya ve dayanışmaya davet ediyoruz.

1. İnandırıcılığın ve doğru bilginin kriz idaresinde birincil öncelik olduğundan hareketle Ankara ve diğer illerdeki vaka sayıları açık ve objektif bir biçimde açıklanmalıdır.

2. Türkiye illeri içerisinde çalışan memur sayısının çok olması sebebiyle kamuda esnek çalışma koşulları etkin biçimde uygulanmalı ve bu husus bürokratların keyfine bırakılmamalıdır.

3. Kamu kurumlarında hal böyleyken, özel sektör genelindeki ağırlaşan çalışma koşulları üzerindeki denetim ve kontrol tamamiyle gözardı edilmektedir. Özel sektör çalışanlarının sağlığı patronların kar hırsına teslim edilmemelidir.

4. Mesai saatlerinin düzenlenmesine yönelik acil önlemler alınmalıdır.

5. Herkese maske, eldiven ve hijyen malzemeleri ücretsiz olarak sağlanmalıdır. Doğrudan halk sağlığını ilgilendiren bu temel ihtiyaçlar, belirli standartlara sahip ürünlerle kamu tarafından karşılanmalı, fırsatçıların inisiyatiflerine bırakılmamalıdır.

6. Toplu taşıma araçlarındaki yoğunluğu azaltmak için sefer sayıları artırılmalı, bu sektörde çalışanlarla iletişime geçerek talepleri dinlenmelidir.

7. Ankara`nın kapatılan hastaneleri yeniden hizmete açılmalı ve tedavi süreçleri için yeterli yatak ve ekipman kapasitesine ulaştırılmalıdır.

8. Ankara`da ve salgının artış gösterdiği diğer kentlerde şehirlerarası hareketliliğe kısıtlama getirilmelidir.

9. Sadece hafta sonlarını kapsayan göstermelik sokağa çıkma yasakları yerine, toplumsal teması en aza indirecek etkin ve somut karantina önlemleri  uygulanmalıdır. Bu tedbirin gerektireceği koşullar kamu kaynaklarıyla karşılanmalı; mağduriyetleri önlemek adına maddi yardımlarla birlikte gıda ve temizlik malzemesi gibi temel ihtiyaçların dağıtımı sağlanmalıdır.

Yaklaşan sonbahar ve kış aylarının Ankara için üzücü ve yorucu geçeceği görünen bir gerçektir. Salgının yayılmasına neden olan sermaye yanlısı politikalardan vazgeçilmelidir. Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi olarak, bilim insanlarının, ilgili meslek örgütlerinin, uzmanların, emekçilerin ve kentlilerin uyarılarının ve taleplerinin acil olarak dikkate alınmasını bir kez daha talep ediyoruz. Toplumun sağlığını güvence altına alan somut ve güvenilir adımların atılması için kamu yararı adına bu mücadelenin bir parçası olduğumuzu saygıyla duyururuz.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi

Önceki Açıklama

Ankara Büyükşehir Belediyesi Metroyu Kullandırmamaya Yemin Etmiş

Sonraki Açıklama

Ankara için Risk Yönetimi ve İklim Eylem Planları Hazırlanmalıdır!

Son Basın Açıklamaları

Öğrenci Komisyonu

Türkiye genelinde öğrenim gören Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerinin Odamız bünyesinde faliyet göstermesi amacıyla 2009 yılında kurulmuştur.
Detaylar için tıklayınız...

MİSEM

Şehir ve Bölge Planlama alanında meslek içi eğitimler ve sınavlar Odaca oluşturulacak Meslek İçi Sürekli Eğitim Merkezi (MİSEM) tarafından gerçekleştirilmektedir.
Detaylar için tıklayınız...

Odaya Kayıt Ol

İlgili mevzuat gereğince mesleğimizi icra etmek isteyen bütün meslektaşlarımızın Odamıza üye olmaları gerekmektedir.

KAYIT OL

Yeni Yayınlar

AOÇ Hikayeleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017

Koruma Sempozyumu Genişletilmiş Bildiri Özetleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017