7 NİSAN DÜNYA SAĞLIK GÜNÜ: "HERKES İÇİN EŞİT VE ERİŞİLEBİLİR SAĞLIK HİZMETLERİ!"

7 Nisan Dünya Sağlık Günü, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1950 yılından itibaren farkındalık günü olarak kutlanmaktadır. Her yıl farklı bir temayla kutlanan bugünün 2018 ve 2019 yıllarındaki teması “Evrensel Sağlık Güvencesi: Herkese, Her Yerde” olarak belirlenmiştir. Ancak COVID-19 salgınıyla birlikte kısa sürede patlak veren sağlık sistemi ve yapısını oluşturan neoliberal politikalar, bu temanın aksi yönünde bir sistemin temellendirildiğini acı bir şekilde ortaya çıkarmıştır.

Ülkelerin bu süreçteki uygulamaları, ekonomik gelişmişlik düzeylerine ve politik yönetim yaklaşımlarına göre çeşitlilik göstermektedir. Ne yazık ki birçok ülkede bu uygulamalar, halk sağlığı adına erişilebilir, ücretsiz ve kaliteli sağlık hizmetlerini mümkün kılmak amacıyla belirlenmesi gereken sürdürülebilir politikaları üretmek üzere değil; özelleştirilmiş sağlık sektörüne vatandaş adına ücret ödeme şeklinde geçici ve parçacı önlemler şeklinde olmuştur. Ülkemizde ise iktidarın, tüm illerimizde hakim olan böylesi bir küresel salgına karşı toplum sağlığını önceliklendiren kararları almadığı aşikardır. Aylar öncesinden küresel bir sorun olduğu tespit edilen virüse karşı bir acil eylem planı yapılmamıştır. Devletin sağlık öncelikli bütçe yönetimi planlanmamış, SMS kampanyası ve kamu kurumlarındaki çalışanlardan zorunlu bağışlar alınması şeklinde belirsiz, yetersiz ve toplumu daha çok mağdur eden bir yol seçilmiştir. Diğer taraftan “Evde Kal” şeklinde yalnızca sözde kalan önlem (!) enfeksiyon zincirini tamamen kırmak adına bütüncül ve sıkı bir politikayı kapsamazken; evde kalabilenler ve kalamayanlar olarak sınıfsal farklılıklarımızı da tekrar, apaçık bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Milyonlarca insan her gün toplu taşımada, iş yerlerinde ve kamusal mekanlarda hastalık riski ile karşı karşıya kalarak çalışmak zorunda bırakılmışlardır. Aynı süreç güvencesiz işçiler, işsizler ve özel ihtiyaç grupları için daha da zor geçmektedir.

Bu ayrımcı politikanın yansımaları, süreç içerisinde sağlık emekçileri için de tekrar gün yüzüne çıkmıştır. 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nün 2020 teması “Hemşire ve Ebe Yılı” olarak belirlendiğini hatırlatarak, hemşire ve ebeler de dahil olmak üzere bütün sağlık emekçilerinin, sayısı artan özel hastaneler ve Şehir Hastanelerindeki taşeron şirketler tarafından gün geçtikçe ağırlaştırılan çalışma koşullarının COVID-19 salgınıyla birlikte insanüstü bir hale dönüştüğünü görüyoruz. Sağlık emekçileri, bütün yetersizliklere ve yüksek bulaşma riskine rağmen uzun saatler boyunca çalışarak ve sevdiklerinden ayrı kalarak bu mücadelenin en ön saflarında yer almaktadırlar. Hastanelerden bildirilen yetersizliklerinin giderilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için düzenlemeler yapılması beklenirken; çalışma saatleri ve ücretleriyle ilgili hükümet tarafından yapılan ayrımcı düzenlemeler ve kesintilere şahit olduk.

Diğer yandan içinde bulunduğumuz süreç, kent planlama, bilim ve toplum sağlığı arasındaki göz ardı edilemez ilişkiyi bizlere bir kez daha hatırlatmıştır. Kent, doğa ve insan arasında olması gereken dengeli ilişkinin akla ve bilime dayalı çözümler ile sağlanabileceği, sermaye talepleri ve devlet imtiyazları ile bu dengenin ortadan kalktığı açıkça görülmüştür. Bunun en acımasız örneklerinden biri uzmanların itirazlarına rağmen yapılan, sermaye öncelikli bir sağlık sisteminin projesi olan Şehir Hastaneleridir. Bu yaygınlaşan projenin kentimizdeki yansımaları sonucunda Başkent Ankara salgına, kolay ulaşılabilir ve üst düzey sağlık hizmeti veren hastanelerin kapatıldığı bir dönemde yakalanmıştır. Kentimizin farklı noktalarında bulunan erişilebilir devlet hastanelerinin yeniden hizmet vermesi, şeffaf bir bilgilendirme ile tüm kentlerimizde pandemi ile mücadele planlarının ve projeksiyonlarının yapılması ve herkese ücretsiz sağlık hakkınının tanınması için gerekli programın hazırlanması büyük bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi olarak halk sağlığını, doğayı ve yaşam alanlarımızı sermaye adına yok eden ve emek sömürüsünü temel alan neoliberal politikalara karşı sağlıklı, eşit ve adil bir gelecek mücadelemizi günümüz koşullarında da sürdürdürmekteyiz. COVID-19 salgını sebebi ile kaybettiğimiz tüm sağlık emekçilerini saygıyla anıyor, tüm olumsuzluklara rağmen cansiparane çalışarak kahramanlaşan bütün sağlık emekçilerimize teşekkür ediyoruz. Herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama ve erişilebilir sağlık hizmetleri hakkını savunarak, daha sağlıklı bir dünya için sürdürülen mücadele ve dayanışmanın ortağı olduğumuzu bildiririz.


TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi

Önceki Açıklama

Ankara’nın Merkezinde Salgın Krizi Fırsata Çevrilmektedir

Sonraki Açıklama

Bilirkişiler: ‘’1/100.000 Ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planı Kamu Yararına, Şehircilik ve Planlama İlkelerine Aykırıdır’’

Son Basın Açıklamaları

Öğrenci Komisyonu

Türkiye genelinde öğrenim gören Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerinin Odamız bünyesinde faliyet göstermesi amacıyla 2009 yılında kurulmuştur.
Detaylar için tıklayınız...

MİSEM

Şehir ve Bölge Planlama alanında meslek içi eğitimler ve sınavlar Odaca oluşturulacak Meslek İçi Sürekli Eğitim Merkezi (MİSEM) tarafından gerçekleştirilmektedir.
Detaylar için tıklayınız...

Odaya Kayıt Ol

İlgili mevzuat gereğince mesleğimizi icra etmek isteyen bütün meslektaşlarımızın Odamıza üye olmaları gerekmektedir.

KAYIT OL

Yeni Yayınlar

AOÇ Hikayeleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017

Koruma Sempozyumu Genişletilmiş Bildiri Özetleri

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ

ANKARA - 2017